Gökten düşen yağmur damlalarını izliyorum,alakası olmayan bir benzerlik kuruyorum onlarla ruhum arasında.Çünkü ben de çok çok yükseklerden düştüğümü hatırlıyorum.Ciğerlerimin kanamasının,kahveyi sevmemin başka açıklaması olamaz.
Cehennemden düşmüş olmalıyım,ruhumdaki yanık izlerinin başka açıklaması olamaz.Cennetten kovulmuş olmalıyım,ruhumu kesen hüzünler bu yüzden olsa gerek.
Aslında bilemiyorum,bu kadar karmaşık biri sayılmam.Ben sadece kahveyle yağmur buluştuğunda uzun bir yalnızlığa çıkan minik bir kızım.Lütfen,beni anlamaya çalışma.Çünkü sen Tanrı değilsin.Yani benden sana tapmamı bekleyemezsin.
Bir uçurumdan düşmüş de olabilirim,kalbimdeki kırıkların başka açıklaması olamaz.Çok kahve içip kafein komasına girmişimdir belki ? Çünkü ben kahve severim bilirsin.Belki de bilmezsin.Sahi nereden bileceksin ki ? Çünkü ben hiç senin omzunda ağlamadım.
Benim olayım derinlerde bir yerde.Aslında benim olayım ne biliyor musun ? Benim bardağım ya çok dolup taşıyor ya da bomboş oluyor.Orta yolu yok.Uç noktalarda yaşıyorum hayatı.Ciğerlerimin kanaması bu yüzden.Kalbim mi ? Uzaklarda bir denizci artık o.Ancak elimi siper ederek bakabiliyorum ve onun binip uzaklaşacağı gemiler çoktan hazır hissediyorum.
Bir gece yağmur yağarken,bir denizin ortasında ağlamayı planlıyorum.Yaş değil yağmur damlaları diye kandıracağım kendimi.Ağladığım zaman kendimi hiç affetmem ben çünkü.Sabaha kadar kumsalda gözlerimi dalgalardan ayırmadan yarı boş yarı düşünceli bakmak istiyorum dünyaya.Güneşin ilk ışıkları vururken yüzüme,kendime bağırmak istiyorum.
"BUGÜN GERİ KALAN HAYATIMIN İLK GÜNÜ!"
Sonra kumral tenimden yeni bir defter açmak istiyorum kaçık ruhuma.
Ciğerlerim bir daha kanamasın istiyorum.Anlıyor musun?
Kaçığın teki olduğumu düşünebilirsin.
Ama ben sadece ben olduğumu düşünüyorum.
-ŞeymaS.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder