Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

19 Ekim 2012 Cuma


"TANRI SEVER HEPİMİZİ ! " 
                                -Aytuğ AKDOĞAN'a ithafen...

Kolundan tutup Tanrı'ya inandırmak istediğim bir adam var.

Bir gün bir uçurum kenarına gideceğiz beraber.Ona çok çok aşağıda kıyıya vuran dalgaları göstereceğim.
"Bence onlar da Tanrı'ya kızıyor." diyecek gözlerinde okuyamadığım binbir anlamla.
Duymamış gibi davranıp usulca konuşacağım.
"İstersen buradan atlarsın,ama sadece Tanrı isterse ölürsün."
Alayla gülecek adam.Henüz çok genç olduğumdan böyle davrandığımı düşünecek.Birkaç adım geriye gidip,yere bağdaş kurarak oturacağım.Başını çevirip bana bakacak.
"Madem Tanrı var,neden senin ciğerlerinin kanamasına izin veriyor?" 
Birkaç saniye duracak,ellerime bakıp : " Sen...Sen çok küçüksün.Tanrı bunu sana neden yapıyor ?" diye soracak.
Hüzün dolu bakışlarımı ve Tanrı'ya defalarca bunun nedenini sorup tatmin edici bir cevap alamadığımı gizleyeceğim ondan.
"Beni seviyor." diyeceğim kendi kendime mırıldanarak.
"Bu yüzden mi hasta  bir ruhun olduğunu düşünüyorsun? İyileşmeni istemiyor gibi görünüyor."
Cümlesindeki alayı görmezden gelip bir sigara yakacağım.İlk kez içtiğim  için ciğerlerimi yakacak,öksüreceğim belki.Kendi içse bile,içmemi onaylamayan bir bakış fırlatacak bana.Ona aldırmadan,ağlamadan konuşmaya çalışacağım.
"Beni neden yalnız bırakıyor,biliyor musun ? Çünkü en çok yalnızken ona yakınlaşıyorum.İyi biriyim,sahte insanları değil O'nu hak ediyorum."
"Tabi varsa..." diye mırıldandığını duymazdan geleceğim.
"O'na sordum ,anlıyor musun? Neden insanların beni yıpratmasına izin verdiğini,sordum.Onların cezalarını ben vereceğim ,dedi.Ona güvenmek zorundayım ve güveniyorum.O'nu seviyorum."
Sigaradan biraz daha çekip gözyaşlarımı tutmayı deneyeceğim.Susacağız ikimiz de.Bir sigara yakacak,ruhumuzdaki tüm yanık izlerine aldırmadan.
Yavaşça ayağa kalkıp bileğinden tutacağım.
"O'na inanırsan,huzuru hissedeceksin.Bunu hissediyorum.O da biliyor.Beni bu yüzden gönderdi sana."
Gözlerini gözlerime dikecek.
"Bak küçük Pollyanna. Eğer olsaydı,ruhumuzdaki yanık izlerine ve ciğerlerimizin kanamasına izin vermezdi."
"Seni yalnız bıraktı.Neden biliyor musun ? Canın yandığında ilk O'na koş diye ! "
Bağırdığımın çok sonra farkına varıp,elimdeki sigarayı yere atıp uzaklaşacağım ordan.Çünkü ellerime bakacağım.Ellerim küçük benim,yapamam diyeceğim.
Seslenecek arkamdan:"Nereye?"
"Bir kahve içeceğim." diyeceğim ruhumdaki tüm yaraları saklayarak.
Şaşkın bakışları arasında ekleyeceğim.
"Çünkü ben Tanrı'yı da , kahveyi de severim."
Bu çocuksu halime gülümseyecek adam.Yorgun yüzündeki içten gülümseme olduğum için saçlarımı okşayacak Tanrı.
Ve ben onu tekrar dalgalara bakarken bıraktığımda,onların Tanrı'ya kızgın olduğunu değil de , Tanrı'yı zikrettiklerini düşünmesini umacağım.

Sanırım birazdan uyanacağım.

-ŞeymaS.

14 Ekim 2012 Pazar

Kumral Bir Defterin Kaleminden...

Gökten düşen yağmur damlalarını izliyorum,alakası olmayan bir benzerlik kuruyorum onlarla ruhum arasında.Çünkü ben de çok çok yükseklerden düştüğümü hatırlıyorum.Ciğerlerimin kanamasının,kahveyi sevmemin başka açıklaması olamaz.
Cehennemden düşmüş olmalıyım,ruhumdaki yanık izlerinin başka açıklaması olamaz.Cennetten kovulmuş olmalıyım,ruhumu kesen hüzünler bu yüzden olsa gerek.
Aslında bilemiyorum,bu kadar karmaşık biri sayılmam.Ben sadece kahveyle yağmur buluştuğunda uzun bir yalnızlığa çıkan minik bir kızım.Lütfen,beni anlamaya çalışma.Çünkü sen Tanrı değilsin.Yani benden sana tapmamı bekleyemezsin.
Bir uçurumdan  düşmüş de olabilirim,kalbimdeki kırıkların başka açıklaması olamaz.Çok kahve içip kafein komasına girmişimdir belki ? Çünkü ben kahve severim bilirsin.Belki de bilmezsin.Sahi nereden bileceksin ki ? Çünkü ben hiç senin omzunda ağlamadım.
Benim olayım derinlerde bir yerde.Aslında benim olayım ne biliyor musun ? Benim bardağım ya çok dolup taşıyor ya da bomboş oluyor.Orta yolu yok.Uç noktalarda yaşıyorum hayatı.Ciğerlerimin kanaması bu yüzden.Kalbim mi ? Uzaklarda bir denizci artık o.Ancak elimi siper ederek bakabiliyorum ve onun binip uzaklaşacağı gemiler çoktan hazır hissediyorum.
Bir gece yağmur yağarken,bir denizin ortasında ağlamayı planlıyorum.Yaş değil yağmur damlaları diye kandıracağım kendimi.Ağladığım zaman kendimi hiç affetmem ben çünkü.Sabaha kadar kumsalda gözlerimi dalgalardan ayırmadan yarı boş yarı düşünceli bakmak istiyorum dünyaya.Güneşin ilk ışıkları vururken yüzüme,kendime bağırmak istiyorum.
"BUGÜN GERİ KALAN HAYATIMIN İLK GÜNÜ!"

Sonra kumral tenimden yeni bir defter açmak istiyorum kaçık ruhuma.
Ciğerlerim bir daha kanamasın istiyorum.Anlıyor musun? 

Kaçığın teki olduğumu düşünebilirsin.
Ama ben sadece ben olduğumu düşünüyorum.

-ŞeymaS.

12 Ekim 2012 Cuma

"Bu yazı bir iç kanamadan alınmıştır."



Uzun bir hüzün sustum.
Uzun bir yalnızlık sustum.
Korkak değilim ben,suskunum !
Derin hüzünler yaşadım.Bir denizin mavisinde boğulmak isterken,karanlık ağır hüzünlü prangalar vurdu ince bileklerime.
Kanatarak bileklerimi,kırdım zincirlerimi.Ve koştum sürekli.Bir hüzünden diğer bir hüzne koştum hep.Ben hüzün oldum,hüzün ben oldu.
Ciğerlerimin kanadığı zamanları anımsıyorum.Kaburgalarımın kırıldığı zamanları,sırtımı duvara yaslayıp ağladığım zamanları...
Yüzüme çarpan şiirleri anımsıyorum.Hala kelimeleri keskinleşip kesiyor bileklerimi.Ellerime bakıyorum,oh çok şükür ! Hala küçük ellerim.Bir kalbi paramparça edebilmek için çok küçük.Lanet olsun,hala iyi biriyim ! 
Zaman paslı bir çivi ile deşerken yaralarımı,yaşlanmış ruhuma ve paramparça kalbime bakıyorum.Sıkıca bileklerimden tutup "dayan" diyorum kendime.Tanrı öyle istiyor biliyorum.
Susuyorum!
Ve sustukça,susabildikçe içimdeki çocuğa ruhumun sürgün yerinde bir tımarhane oluşturuyorum.Hatta kanamasın diye ciğerleri,cıvıl cıvıl bir bahçe sunuyorum ona,orada.Tanrı böyle istiyor çünkü.En çok o bahçede Tanrı beni seviyor,biliyorum.Tutuyor ellerimden.
İşte tam o anda ! 
Tutunca ellerimden,bir söz veriyorum O'na.
"İyi biri olarak öleceğim."
Bu yüzdendir benim tüm susmalarım ! 
Konuşursam kırarım,çünkü bilirim.
Ve kırmamak için kimseyi,
Ve hayal kırıklığına uğratmamak için Tanrı'yı
Suskunum ben.
Korkak değilim! 
Sadece iyi biri olarak öleceğim.
                                               -ŞeymaS.


7 Ekim 2012 Pazar

Elmaya Aşık Pamuk Prensesim.

 
Elmaya aşık pamuk prensesim.
İnsanlar bu cümleden elmayı çok sevdiğimi anlıyorlar .Yalan değil, elmayı severim ben.
Ama benim anlatmak istediğim olay daha derin.
Aslında ne kadar büyük bir ironi içinde olduğumu belirtmek için kuruyorum ben bu cümleyi.
O yüzden kendimi böyle nitelendiriyorum.
Kaçık değilim, sadece uçurum kaçkınının teki ruhum.
Yani diyeceğim o ki ; elmaya aşık pamuk prensesim ben.
Denize aşık deniz kızı.
Ayakkabı delisi külkedisiyim.
Uyku delisi uyuyan güzelim.
 
Çünkü hala bazen beynimi kemiriyor şu soru.
Pamuk Prenses prensten önce elmayı seçmedi mi ?
Ya Pamuk Prenses prense değil de elmaya aşıksa ?