BİR DENİZ MANZARASI
Denize olan tutkum neye dayanır ,hiç bilmem.Belki bozkırlı bir ailenin kızı olarak dünyaya geldiğimdendir.Kim bilir ?Sürekli denizi özleyerek büyümek...Çünkü ben canım çok yandığı zaman Ankara'nın kuru ayazında düşünmeyi değil bir deniz kenarında ağlamayı tercih ederim hep.Bir ironidir,ağlarken kendimi hiç affetmem.Sadece güçlü insanların içten,hıçkıra hıçkıra ağladıklarını düşünsem bile kendi hıçkırıklarımı duymaktan nefret etmişimdir hep.
Deniz kelimesinin anlamı denizden daha ötedir benim lügatımda.Çünkü ben kendi hapishanesini kendi oluşturan insanlardanım.İstersem paramparça olayım,yine de korkarım birini kırmaya.Çünkü kimi kırsam yine en çok ben kırılırım,iyi bilirim.Şimdi bir adam 'onlar gibi olmazsan kırılırsın' dediğinde hıçkıra hıçkıra 'onlar gibi olamam' dediğim zamanları hatırlıyorum.
Vicdanlı bir yüreğe sahip olmak bazen çok yaralayıcı olabiliyor.Bazen sormuyor değilim:Tanrı'm bu kadar hassas,kırılgan yaratmak zorunda mıydın beni? Konuyu dağıttım biraz biliyorum.Hayatımda çoğu şey toplayamayacağım kadar paramparça ve dağınıkken, bir de konunun dağılmasına aldırmıyorum.Ama bu sefer olmaz.Şimdi değil.Toplamam gerek konuyu.Çünkü hayatımın daha fazla dağılmasına izin veremem.Bunu kendime yapamam.
Denize aşık bir deniz kızı olduğumu düşünmüşümdür hep.Çünkü ben denizdeyken kendime içsel yolculuklar yapmayı severim.Yaz günlerini anımsıyorum.Dakikalarca sadece dalgaları izlediğim zamanları...Dalgalar bazen gerçekten çok hırçın olabiliyor.En sevdiğim tişörtün sırılsıklam olmasına aldırmadığım zamanları anımsıyorum.Denize hiç kızamam ben çünkü.Şimdilerde o umursamaz kızı özlüyorum,denizi özlüyorum.Yüzdüğüm zamanları düşünüyorum.Ben en çok yüzerken konuşurum denizle.Yorsa da bazen beni deniz,yine onun kucağında dinleniyorum.Kendimi dinliyorum.Geçecek diye saçlarımı okşuyor deniz.Kendimi ona bırakıyorum,kanıyorum yine.Kulağıma gelen dalga sesleri uzaklardan bir deniz kızının hüzünlü şarkısını benziyor.Bu şarkıya hayır diyemem,hiç diyemem.Çoğu zaman kendimi dalgaların kollarına bırakırım.Genelde kimseye içimi yansıtmayan ben,denize dökerim içimdeki tüm bozuk hüzünleri.Balıklara bakar ve derim ki;
"Babanızın kıymetini bilin."
Deniz teşekkür edercesine gülümser bana.Herhangi bir kayalıkta bacaklarım denizde olacak şekilde otururum.Çünkü kendimi tamamen denizden soyutlayamam.Bunu yapacak kadar kötü biri olamam.Ayak parmaklarımla balıkları yakalamaya çalışırken,gökyüzüne bakar Tanrı'ya teşekkür ederim.Çok fazla uzak kalamadığımdan tekrar atarım kendimi denize.Yorulana kadar yüzerim,yorulana kadar kendimle cebelleşirim.
Sıcak yaz akşamları,hafif meltemli akşamüstüleri hatırlıyorum.Elimde herhangi bir yazarın herhangi bir kitabı...Çoğu zaman denizi izlemekten kitap okuyamam ben.Deniz bende hipnoz etkisi yapar.Aklımı başımdan alır,yüreğimi başıma getirir.İçim sıkılır,canım yanar çünkü.Derin bir nefes alıp,yaşamaya devam ederim.Okuduğum kitabı bırakırken,denize bakarak söylenirim.
"Üstüme gelme deniz,yarın sabah anlatacağım."
-ŞEYMA S.

